31 Mayıs 2005


Oglum Arman Posted by Hello


Kızım Dilek Posted by Hello

30 Mayıs 2005


Güzel ve Sevimli kedimiz. Posted by Hello

27 Mayıs 2005

Duanın hiçbir maliyeti yoktur.

Sizlerle zaman zaman bildiğim,okuduğum ve çok hoşuma giden hayata dair yazıları paylaşacağım.Bu yazıyı bugün DÜNYA Gazetesinde Sayın Ahmet Güneşoğlu'nun yazmış olduğu bir YASTIKALTI hikayesini okudum.
Loise Redden isimli çok fakir giyimli bir kadın,yüzünde bir hüzünle manava girer.
Dükkan sahibine mahcup bir şekilde yaklaşır;kocasının çok hasta olduğunu,çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını,yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler.
John Longhouse isimli manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkanını terk etmesini ister.Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek,''Lütfen efendim'' der.''Paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim''
John kendisine bir kredi açamayacağını,çünkü onun eski bir müşterisi olmadığını,kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler.O sırada dükkanının dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir.İçeri girerek John a yaklaşır ve ben o kadının almak istediklerine kefilim der.''Ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.''
Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve ''Bir alışveriş listen var mıydı?'' diye sorar Louise.''Evet efendim''der.''Tamam'' der manav.''Şimdi onu terazinin şu kefesine koy,onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım.''
Louise bir an duraksar,sonra başını önüne eğer ve çantasının açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kağıt parçasını çıkartır.Manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir.
Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür.Manav müşteriye dönerek kısık bir sesle.''İnanamıyorum''der.Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye elini geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile,diğer kefeyi yerinden bile kıpırtadamamıştır.Terazinin kefesi artık üzerindekileri alamayacak kadar dolduduğunda manav,çaresiz hepsini bir torbaya koyarak,kadına verir.Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çizilmiş kağıdı eline alır ve okur.Birde bakar ki orada bir alışveriş listesi yoktur.Sadece bir dua yazılıdır.
''Tanrım neye ihtiyacım olduğunu sen bilirsin,kendimi senin ellerine teslim ediyorum.''
Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür.Loise,kendisine teşükkür ederek dükkandan ayrılır.Müşteri John'un eline bir elli dolarlık tutuştururken.''Her kuruşuna değdi''der.
Daha sonra John Longhouse terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür.Bu nedenle duanın ne kadar ağır çektiğini sadece Tanrı bilir.
Dua bizim için hiçbir maliyeti olmayan bedava bir hediyedir.